Ehlibeyt Mektebinin Ebedileşen Simaları-1

Perşembe, 26 Kasım 2015

 

Ayetullah Necefi Maraşi

“Beni kütüphanenin girişinde, Al-i Muhammed öğretisi için gelen insanların ayaklarının altına defnedin ki onların ayak tozu gözüme sürme olsun.” (Merhum Ayetullah Necefi Maraşi ’nin vasiyetnamesinden…)

İslam’ın engebeli tarihi boyunca ulema ve düşünürlerin ifa ettiği rolün önemi, herkesçe bilinen bir gerçektir. Nitekim İslam Peygamberi (sav), ulemanın peygamberlerin varisi olduğunu buyuruyor. Din âlimleri ve düşünürleri akılcı birer sınır bekçileri gibi İslam inancı ve kültürünü korur. Dinden bizlere miras kalan değerli maarifler, aslında kendilerini Kuran-ı Kerim öğretileri ve Ehlibeyt’in bilimine adayan bu değerli insanların çabalarının sonucudur.

 Bu büyük ve değerli insanlardan biri, merhum Ayetullah Şahabettin Necefi Maraşi’dir. Ayetullah Necefi, en değerli el yazması kitaplardan oluşan çok değerli bir hazineyi bir araya getirdi. Merhum Ayetullah Necefi, ömrünü dini ilimleri yayma yolunda sarf eden İslam âleminin en değerli şahsiyetlerinden biridir.

İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyit Ali Hamaney, Ayetullah Necefi hakkında şöyle buyuruyor:

Halkla irtibat kurmak, Ayetullah Necef’inin bariz özelliğiydi ve bu özellik, çok seçkin bir özelliktir. Merhum Ayetullah Necefi, diğer taklit mercilerinden biraz farklıydı. Bu farklılıklardan biri, kitapla haşır neşir olmak, kitap bilimcisi ve nüsha bilimcisi olmaktı. Kendisi bu büyük sanatı, içinde var olan diğer değerli özellikleri ile birlikte barındırıyordu. Kendisinden miras bıraktığı kütüphane de gerçekte değerli bir mirastır ki, bizim yazılı mirasımızın önem ve azametini yansıtır.

Ayetullah Necefi, 1897 yılında Necef kentinde dünyaya geldi. İlk eğitimini babası Seyit Şemseddin ve büyük annesi yanında başlayan Necefi, daha sonra birçok büyük âlimden ders almaya başladı. Ayetullah Necefi genç yaşta içtihat derecesine erdi. Bu büyük âlim 1924 yılında Necef kentinden ayrılarak İran’a geldi ve Kum dini ilimler merkezinin kurucusu Ayetullah Abdulkerim Hairi Yezdi’nin isteği üzerine Kum kentine yerleştir ve bu merkezde ders vermenin yanı sıra, yeni yeni kurulan bu dini ilimler merkezinin temellerini pekiştirmeye gayret etti.

Ayetullah Necefi, İslami mezheplerin arasında vahdetin öncülerinden biriydi. Kendisi bereketli yaşamı boyunca 150 cilt kitap, risale ve makale yazarı. Fakat Ayetullah Necefi’nin en önemli çalışması, Kum kentinde eşsiz bir kütüphaneyi kurmak ve burada dünya genelinden başta Şii kaynaklar olmak üzere çok değerli el yazması İslami eserleri toplamaktı. Söz konusu kütüphane eski İslami el yazması eserler bakımından İslam dünyasının üçüncü büyük kütüphanesi sayılıyor.

Ayetullah Necefi büyük çabalar sarf ederek İslam dünyasının çeşitli yörelerinden oldukça değerli ve eşine ender rastlanan kitapları topladı ve kurduğu kütüphanede araştırmacıların ilgisine sundu.

Ayetullah Necef’inin Kütüphanesi İran’da ve ayrıca uluslararası düzeyde sergilediği faaliyetlere uygun olarak çeşitli bölümlerden oluşuyor. Bu kütüphanede beş asır öncesinden günümüze dek yazılan yüz bini aşkın el yazması eserlerden oluşan değerli bir hazineyi barındırıyor. Arapça, Farsça, Türkçe ve Latince yayınlanan çok eski kitaplar, bu kütüphanenin diğer zenginliği sayılıyor. Kuran-ı Kerim’in tumar şeklinde yazılan nushası, Nahculbalağa ve Sahife-i Seccadiye’nin el yazması kopyaları, Şeyh Tusi’nin Tefsir-i Tebiyan adlı eserinin iki cildi ve yine Seyyid Rezi, Allame Helli, Molla Sadra ve Feyz Kaşani gibi İslam âleminin ünlü âlimlerin el yazması çok değerli ve eşsiz eserleri de bu kütüphanede saklanıyor.

Kütüphanenin el yazması nüshalarının sayısı 65 bini aşıyor ki bunlardan 35 bini kitap şeklindedir.

Kütüphanenin fotoğraf ve mikrofilm sayısı da 4 bini buluyor. Söz konusu mikrofilmler dünya kütüphanelerinde bulunan nefis el yazması eserlerin görüntülerini içeriyor ve araştırmacılara sunuluyor.

Ayetullah Necef’inin kütüphanesinde yürütülen bir başka önemli çalışma ise eski el yazması nüshaları onarmak ve restore etmektir. Burada çok sayıda deneyimli uzman, yırtılan veya hasar gören eski nüshaları onarmakla uğraşıyor. Öte yandan dünyanın birçok yöresinden insanlar el yazması nüshaları onarma işini öğrenmek için Ayetullah Necefi kütüphanesine başvuruyor.

Ayetullah Necefi Kütüphanesi hali hazırda da dünyanın 400 bilimsel merkezi ile irtibat halinde olup aynı zamanda fıkıh, kelam, akait, mantık, felsefe, Kuran-ı Kerim tefsiri, matematik, Astronomi ve tıp sahalarında en güncel yazılımlarla donatılmıştır. Bu kütüphanede bulunan ve kesin yazılış tarihi bilinmeyen ve Hicri Kameri ikinci yüz yılın sonları veya üçüncü yüz yılın başlarına ait olduğu tahmin edilen en eski değerli el yazması, Küfe hattı ile yazılan Kuran-ı Kerim’in bazı sayfalarıdır. Kütüphanede ayrıca çok eski atlaslar, coğrafya haritaları ve yine çok eski sikkeler ve ayrıca eski cami ve medreselerin kilitleri ve pullar yer alıyor.

İslami yazılı eserlerden oluşan değerli mirası korumak, araştırmacılara toplanan değerli eserlerden yararlanma imkânı sağlamak ve uluslararası düzeyde büyük bir İslami kültürel merkez oluşturmak, Ayetullah Necefi’nin bu kütüphaneyi kururken izlediği amaçlardan bazılarıdır. Bu konuda merhum Ayetullah Necefi’nin oğlu Hüccetülislam Dr. Mahmut Meraşi Necefi şöyle diyor:

Merhum babam bu değerli kitaplardan bazılarını şöyle topluyordu ki, eğer her hangi bir şahıs veya aile, elinde el yazması bir kitap varsa ve onu satmak istiyorsa, merhum babam mali gücü yetmediği için o değerli kitabı, sahibi olan ailenin ölen yakınları için namaz okumak veya oruç tutmak karşılığında alıyordu. Örneğin bu kütüphanede bulunan bir kitabın üzerinde babam şöyle yazmış: Bu kitabı falanca şahıs için bir yıl namaz kılma karşılığı satın aldım.

İran’ın Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Nejat, merhum Ayetullah Necef’inin mükemmel bir insan şeklinde tanımlayarak şu ifadeyi kullandı: İnsanoğlu, yaratılışın en önemli ve en temel konusudur. Allah insanoğlunu kendisinin en mükemmel cilvesi olması için yarattı. Bilimsel çalışma, insanları kemale davet etmekten başka bir şey değildir ve bizim âlimlerimizin ebedileşmesinin sırrı da budur, çünkü tüm yaşamlarını mükemmel insana sevgi beslemek ve onu tanıtmak için sarf etmişlerdir.

Ayetullah Meraşi Necefi bir ömür bilimsel çalışma, ders verme ve telifler yapmanın ardından 30 Ağustos 1990 tarihinde 93 yaşındayken, Hz. Masume (sa) türbesinde cemaat namazını kıldıktan sonra geçirdiği kalp krizi sonucu hakka kavuştu.